Ekrem İmamoğlu ile 3 sanığın yargılandığı 'casusluk' davasının ikinci duruşması sona erdi

Mayıs 12, 2026 - 23:00
 1
Ekrem İmamoğlu ile 3 sanığın yargılandığı 'casusluk' davasının ikinci duruşması sona erdi

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanık Merdan Yanardağ savunma yaptı.

Seçimlere katılmayı, kazanmayı, televizyon yayını yapmayı, siyasal eleştiride bulunmayı suç saymaya çalışan bir iddianameyle karşı karşıya olduklarını savunan Yanardağ, "Bizim yargılandığımız madde, devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar ceza verilir. Madde bu. Devletin niteliği gereği gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri ele geçireceksiniz. Böyle bilgi ve belge var mı, yok. Nasıl ele geçirildiği belli mi, o da yok." ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilir

Tele 1'in ticari bir kuruluş olmadığını, gazetecilerin bir araya gelerek oluşturduğu bağımsız, tarafsız fakat siyasal ve felsefi tercihleri olan bir kanal olduğunu savunan Yanardağ, bu nedenle reklam ambargosu, mali soruşturmalar ve RTÜK cezaları ile karşı karşıya kaldığını öne sürdü.

Yanardağ, bir dönem Tele 1'e izleyici sponsoru çağrısında bulunduklarını, kendisinin de sosyal medya hesabından çağrı yaptığını ifade ederek, Seher Alaçam adlı kişinin bu çağrıya cevap veren isimlerden biri olduğunu söyledi.

Sanık Hüseyin Gün'ü, Seher Alaçam'ın yanında tanıdığını belirten Yanardağ, Alaçam'ın gerçek oğlu sandığı için cep telefonuna "Hüseyin Alaçam" olarak kaydettiğini savundu.

Yanardağ, "İddianame şunu iddia ediyor, Tele 1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış. Deli saçması. Ben de Tele 1 üzerinden, iddia makamı tarafından casus olduğu iddia edilen Hüseyin Gün'ün talepleri doğrultusunda, Ekrem İmamoğlu lehine bir algı operasyonu yapmışım ve 2024 seçimleri ile CHP kurultayını da Özgür Özel'in kazanmasını sağlamışım. 1 saat 39 dakika 6 saniyelik bir programımın tam bant çözümü var burada. Dünyanın hiçbir yerinde bir canlı yayında ve bir televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim." ifadelerini kullandı.

Beraat edeceklerine inandığını kaydeden Yanardağ, henüz tutuklanmadan Tele 1'e kayyum atanmasını ve şimdilerde de satışa çıkarılmasını eleştirdi.

Yanardağ, soruşturmada kendisiyle ilgili bir şey bulunmadığı için iddia makamının eşine yöneldiğini savunarak, şunları kaydetti:

"Bakmışlar ki o bir şirketin ortağı. 2008'de kardeşiyle bir şirket kurmuşlar. Bir kamuoyu araştırması mı, piyasa araştırma şirketi mi ne deniyor. Bir sosyal medya şirketi. Bunların tamamına istihbarat firması diyor savcı. MASAK raporu 2008'de bunu kaydediyor. Fakat ortaklıktan ayrıldığı tarih yok. Tarih 2012. Yani Tele1 daha kurulmamış, 5 yıl sonra kurulacak. Ekrem İmamoğlu daha Beylikdüzü Belediye Başkanı bile değil. Ama bu sosyal medya firmasına bir kere 'istihbarat firması' dendiği için, orada bir gizem yaratılıp algı oluşturuluyor."

"MERDAN YANARDAĞ'LA HAYATIMDA İKİ KEZ BİR ARAYA GELDİM"

Tutuklu sanık Necati Özkan ise savunmasında, bu davadan 6,5 aydır, 14 aydır da İBB ana davasından tutuklu olduğunu söyledi.

Her iki davada da herhangi bir suç işlemediğini savunan Özkan, sanık Hüseyin Gün ile yakın bir ilişkisi olmadığını, bir iki kez gördüğünü öne sürdü.

Hüseyin Gün, Seher Alaçam ve Ekrem İmamoğlu'nun bir arada olduğu fotoğrafa ilişkin Özkan, "Bu meşhur fotoğraf artık Türk siyaseti ve yargı sistemi için ikonik bir fotoğrafa dönüştü. Buradan hanımefendiyi çıkarsanız Hüseyin Gün'ü yine hatırlayamam. Seher Hanım'ı daha önce çok benzer bir kıyafetle benim ofisimde görmüştüm. Öte yandan Merdan Yanardağ'la hayatımda iki kez bir araya geldim. Biri dün, biri bugün burada." ifadelerini kullandı.

Özkan, tutuklandığında götürüldüğü cezaevinde görevliler tarafından "007 hoş geldin" diye karşılandığını söyledi.

Avustralya'da bir konferanstayken o dönem Beylikdüzü Belediye Başkanı olan Ekrem İmamoğlu'nun kendisini aradığını ve İBB başkanlığı adaylığı için görüşünü sorduğunu aktaran Özkan, İmamoğlu'na kazanabileceğini söyledikten sonra seçim kampanyasına başladıklarını anlattı.

Özkan, ilk seçimde kazandıklarını ve İmamoğlu'nun mazbatasının 17 gün sonra verildiğini, verildikten 10 gün sonra geri alındığını belirterek "Bütün hikaye zaten ondan sonra değişti. Yeniden seçim kampanyasına başladık. Bütün bu süreç içerisindeki yüz binlerce insanın mücadelesi, CHP'nin, İYİ Parti'nin, gönüllülerin mücadelesi, sokak sokak gezmeleri, televizyon kampanyaları, billboardlardaki kampanyaları falan unuttuk." diye konuştu.

2014 seçimlerinde CHP'yle çalışmaya başladığını ve İmamoğlu ile de o tarihlerde tanıştığını anlatan Özkan, "Sanki ben olmasam Ekrem Bey aynı yere gelmeyecek. Ne kadar da siyasi iletişimcileri önemli ve güçlü görüyorlar anlamak imkansız yani. Dolayısıyla bu absürt davanın yegane sanığı olmamın yegane nedeni, Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyalarını yönetmek." ifadelerini kullandı.

Özkan, seçim kampanyasını kendi stratejileri üzerinden yönettiğini, bunun dışındaki görüşlere karşı kampanyanın raydan çıkmaması için tedbir aldığını, sanık Hüseyin Gün'ün kampanya fikirlerini genelde "teşekkürler" diyerek geri çevirdiğini söyledi.

"Casusluk" suçunu tümüyle reddettiğini ifade eden Özkan, beraatini talep etti. Duruşma, yarına ertelendi.

SON DAKİKA | Bolu Belediyesi'ndeki rüşvet soruşturmasında iddianame hazır
Etkin pişmanlık başvurusu yapan Özkan Yalım'dan 5 saat süren ifade!