Halı saha maçına giderken çatışmada öldürülen Muhammet'in babası isyan etti: Suçlu biz miyiz?

İstanbul Küçükçekmece'de 30 Ekim 2024 tarihinde, çalıntı bir araçta bulunan maskeli 3 şüphelinin tabancalarla başka bir araca rastgele ateş açarak çevreyi kurşun yağmuruna tuttuğu olayda, halı sahaya gitmekte olan Muhammet Mutluay hayatını kaybetti. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar Çekdar Ilık ve Eyüp Kaya'nın 42 yıl 4 aydan 68 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edilirken; diğer sanık Yiğit Erdem Yağmur hakkında 40 yıldan 53 yıla kadar, Yasin Ünal hakkında ise 'olası kastla kasten öldürmeye azmettirme' suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istendi. Ayrıca, diğer müştekilere karşı işlenen çeşitli suçlardan da sanıklar hakkında farklı oranlarda hapis cezaları talep edildi.
Küçükçekmece 6. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmada, 3 tutuklu sanık ile Muhammet Mutluay'ın annesi Derya Mutluay ile babası Tanju Mutluay ve taraf avukatları hazır bulundu. Öte yandan bir tutuklu sanık ve olayda karşı tarafın aracında bulunduğu için yaralanan 3 kişi ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.
'YASİN'DEN SİLAH İSTEDİM'
Tutuklu sanık Çekdar Ilık, “Ben olay yerindeki sanıklarla arkadaştım. Olay günü öncesinde Ramazan ve Mustafa isimli sanıklarla aramda tartışma yaşandı. Olay günü de beni yanlarına çağırdılar. Gelmem için beni tehdit ettiler. Ben oraya giderken yanlarında silah olduğunu tahmin etmiştim. Olay yerinde ben ateşli eylem gerçekleştirmedim. Ramazan silah çıkardı, Yiğit Erdem isimli bir arkadaş ise olay yerinden geçen bir araca ateş etti. Ben karşı tarafı tanımıyorum. Biz normal bir şekilde gezme amacıyla hareket ettik. Yiğit Erdem'in bana borcu vardı. Buna rağmen bana küfürler ediyordu. Mustafa'nın olduğu yere Yiğit Erdem de geldi. Hep beraberken bir anda çatışma çıktı. Mustafa da onlara ateş etti, karşılıklı çatıştılar. Kurşunların araca isabet ettiğini görmedik, hatta aramızda 'kimseye bir şey olmadı' diye konuştuk. Yasin isimli şahıstan silah istedim. Yasin'in de bana borcu vardı. O borç karşılığında yanımda bulunması için silahı istedim ancak silahı ateşlemedim. Yüzümüzde maske yoktu" dedi.
'SİLAHLARI BANA GETİR DEDİ'
Savunma yapan salondaki bir başka tutuklu sanık Eyüp Kaya, “Müştekilerden kimseyi tanımıyorum. Sanıklardan da çatışmada yer alan kişileri tanımıyorum. Böyle bir olayın yaşanacağını da bilmiyorum. Ben olay günü gezmeye çıkmıştım, her şey çok ani gelişti. Olay sonrası gidip kendim teslim oldum. Sanıklardan Çekdar ve Yiğit Erdem'i tanıyorum. Olay sırasında Yiğit Erdem'in yüzünde maske vardı" dedi.
'PARA İSTEDİ, SİLAHIMI VERDİM'
Tutuklu sanık Yasin Ünal ise savunmasında, “Bu olaydan 15 gün önce sanıklardan Ramazan ile tartıştım. Tartışma sırasında Ramazan'ı yaralamak zorunda kaldım. Ramazan'ın abileri vasıtasıyla biz geri barıştık. Bu olay yaşanmadan önce Çekdar benden para istedi. Ben de paramın olmadığını, iki tane silahım ve telefonumun olduğunu söyledim. O da bana 'telefon senin olsun, silahları bana getir' dedi. Ben, bu silahlardan biriyle yaralama olayına karıştım, bunu Çekdar'a söyledim. Çekdar ise silah kullanmasını bilmediği için rahatlıkla silahı ona verdim. Ramazan yakalandığında firariydim" şeklinde konuştu.
'TEHDİT MESAJLARI ALDIM'
Anne Derya Mutluay, “Oğlumun katillerinden şikayetçiyim. Ben bu olaydan sonra davadan çekilmem için tehdit mesajları aldım. Eşime de geldi bu mesajlar. Evlat acısıyla yanıp kavruluyorum. 17 aydır akşam yemekleri yemiyoruz, sofra kurmuyoruz. Sağlık sorunlarımız çoğaldı" diye konuştu.
'SUÇLULAR SUÇU İŞLERKEN NE KADAR CEZA YATACAĞINI HESABINI YAPIYORLAR'
Duruşma sonrası baba Tanju Mutluay, “Şu an en zor günümüzü yaşadık. Onlarla göz göze geldik. O günü tekrar yaşadık. O acıyı daha dün olmuş gibi yaşadık. Ne yazık ki suçluları 5-6 tane avukat savundu. Yazıklar olsun diyorum. Onların da muhakkak çocukları vardır. Oğlumun kanlı parasını nasıl alıp yiyecekler merak ediyorum. İnşallah ben adaletime güveniyorum. Bu ceza sistemi değişmezse bu cinayetler bitmeyecek. Sayın Cumhurbaşkanım, Adalet Bakanımız muhakkak bu ceza sistemini değiştirme adına bir çalışma yapacaklardır. Bu cinayetler, bu çocuklar, gençler ölmeye devam edecek. Muhammed katledildikten sonra benim gibi ailelerle görüşmeye başladım. Sonra ben bir platform kurdum. Maalesef şu an 109 mağdur ailemiz var. Ne yazık ki bu sayı her gün artıyor. Biz bu sayı bitsin, artık bu olaylar olmasın dedikçe her gün bu olaylar devam ediyor. Suçlular suçu işlerken ne kadar ceza yatacağını hesabını yapıyorlar. Telefonlarından bunların aramalarını yapmışlar. Dolayısıyla onlar bizim avukatlarımızdan daha iyi biliyorlar ne kadar ceza alacaklarını, yatıp yatmayacaklarını. Dolayısıyla bunların ciddi şekilde değişmesi lazım. Bu değişmedikçe bu suçlar bitmeyecek, suçlular bitmeyecek. Bu silahları temin edenler, satanlar... Bunların ifadesi alınırken nereden almış bu suç aletlerini, satanlara da ağır yaptırımlar yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Duruşmada tabii ki neredeyse hepsi suçsuzmuş gibi ifadeler verdiler. Yani ben artık tereddüt ettim. Acaba biz miyiz suçlu? Suçlu biziz. O çocuğu büyüttük, bu yaşa getirdik. Yani hiçbirinin suçu yokmuş gibi... Arabayı kiralıyorlar, plakayı çalıyorlar ve değiştiriyorlar, maske takıyorlar. Neymiş, arabayı gezmek için kiralamışlar. Maskeyi gezerken mi takacaklar? Bunlar çeteymiş, zaten duyduk. Biz adalete güveniyoruz" dedi.
