‘Para için adam öldürmem’ dedi… 75 yaşında çifte cinayet işledi: 1 buçuk milyonumu vermek zorundasın

Olay, 3 Temmuz 2025'te Kayacık Mahallesi 220. Cadde'de meydana geldi. 76 yaşındaki İzzet Kalyon, olaydan yaklaşık 10 ay önce otomobilini 1 milyon 600 bin liraya sattığı ancak parasını alamadığı Aykut Canımoğlu (30) ve babası Mehmet Canımoğlu (60) ile karşılaştı. İddiaya göre; açılan davaya neden katılmadıklarını ve parasını ne zaman ödeyeceklerini soran Kalyon ile baba oğul arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında hakarete maruz kaldığı ve öldürülme korkusuna kapıldığı öne sürülen Kalyon, tabancasıyla ateş ederek baba ile oğlunu vurdu.
"Kasten öldürme" suçundan hakkında iki kez müebbet hapis cezası istenen sanık Kalyon, geçtiğimiz aylarda görülen ilk duruşmada, olay günü hastaneye gitmek için yola çıktığında maktullerle tesadüfen karşılaştığını, alacağını sorması üzerine tartışma çıktığını ve öldürülme korkusuyla ateş ettiğini savunmuştu.
Savunmanın ardından mahkeme heyeti, kanser hastası olduğunu belirten sanığın sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına ve maktullere ait olduğu iddia edilen silahların varlığının araştırılmasına karar vermişti.
TAHLİYE EDİLDİ
Geçtiğimiz günlerde mahkemeye ulaşan Adli Tıp Kurumu raporunda, sanığın mevcut kanser hastalığı nedeniyle cezaevi şartlarında kalmasının uygun olmadığı yönünde görüş bildirildi. Raporu inceleyen mahkeme heyeti, tutuklu sanık İzzet Kalyon'un cezaevi şartlarının sağlık durumuna uygun olmamasını göz önünde bulundurarak tahliyesine karar verdi.
"AYKUT İLE 4 SENE BİR TABAKTA YEDİK İÇTİK"
İzzet Kalyon, hem olay öncesi hem de olay sonrasında yaşananları anlattı. Aykut Canımoğlu ile daha önce aynı iş yerinde çalıştıklarını söyleyen Kalyon, kendisine 1 milyon 600 bin lira değerinde araç sattığını hatırlatarak, "Araba oğlumun üstüneydi ama bende vekaleti vardı. Bana 'Oğlunun banka hesap bilgilerini at. Araç onun üzerine olduğu için parayı ona atmam gerekiyor' dedi. Oğlumun banka İBAN numarasını ona verdim. 'İzzet baba para oğlun Murat'ta. Parayı ona attım' dedi. Gösterdiği dekonta baktım, oğlumun adı yazıyordu, 1 milyon 600 bin lira para görünüyordu. Gerçek bir dekonttu. Bu adam Ankara'dan, Antalya'dan, Adana'dan gelmedi ki. Ben ona yine güvenirdim, 4 sene beraber çalıştık onunla. Annesini, babasını, ailesini tanıyorum. 4 sene bir tabakta yedik içtik akaryakıt istasyonunda. 'Tamam Aykut, sorun yok' dedim ve Noter'e gittik. Hanımı beni aradı. Aracı hanımının üzerine yapacaktı. 10 dakika sürmedi, hanımı da geldi. Evrakları notere verdik, Noter'de kimse yoktu. Ben o arada oğlumu aradım. Para gitti mi diye sormak istedim ama ulaşamadım. Gemide olduğu için telefonla ulaşılmıyor. İşlemler tamamlandı. Noter bize, 'Alışverişiniz tamam mı?' diye sordu. 'Aykut, Murat'a ulaşamadım. İmza atacağız, para gitti mi, gitmedi mi?' dedim. O da bana gittiğini söyledi, dekontu gösterdi ve imzayı attık, dışarıya çıktık. 'Ben Yalova'ya gideceğim' dedi. Beni bıraktılar, karısıyla beraber Yalova'ya gittiler. Ben eve gittim. Yarım saat sonra oğlumu bir daha aradım. Paranın gelip gelmediğini sordum. 'Yok baba, para bana gelmedi' dedi. 'Nasıl düşmez? Bana dekontu gösterdi' dedim. Ben hemen Aykut'u aradım. 'Aykut, Murat'ı aradım para gitmemiş' dedim. 'İzzet baba bugün hafta sonu ya, akşam 16.00-17.00 gibi para düşer' dedi. Ben de şüphelenmiyordum zaten" dedi.
"İZZET BABA, SENİN SAMİMİYETİNE GÜVENEREK BUNU YAPTIM, ÖZÜR DİLERİM"
Kalyon, sözlerine şöyle devam etti:
"Oğlum eve geldi. Yine para gelmedi. Tekrar aradık. 'İzzet baba hafta sonu ya, para trafiği kalabalıktır. Para havuzda kalmış olabilir. Pazartesi elinize ulaşır' dedi. Bizi böyle 10 ay 10 gün oyaladı. Bir süre sonra beni aradı. 'İsim yanlışlığı olmuş, para bana geri geldi' dedi. 'Olabilir, at şimdi' dedim. 'Bana cumaya kadar izin ver' dedi. 'Oğlum çocuklardan altın alıp araba aldım, biliyorsun. Borcum bile bitmedi, 2 taksidim var. Çocuklardan altın alıp arabayı aldım' dedim. 'İzzet baba, senin samimiyetine güvenerek bunu yaptım, özür dilerim. Cuma günü para elinde' dedi. Yapacak bir şey yok, satışı da vermişiz. Cumaya kadar müsaade verdik, yine para gelmedi. Babası da evime 1 kilometre uzaklıkta. Babasının evine gittim, o da oradaydı. Espiri yaparak, 'Mehmet Bey, afedersiniz ama bu namussuza arabayı verdik, bir haftadır parayı alamıyoruz. Haberin var mı?' dedim. 'İzzet haberim var. Biz tersanelere mazot veriyoruz ya, parayı alamadık. Bir daha cuma günü gel, parayı benden al' dedi. 'Tamam' dedim, bir hafta da ona müsaade verdim. Ben dışarı çıktım, araştırma yaptım. Bana bazıları, 'Arabayı kime verdin?' diye sordular. 'Ben de Aykut Canımoğlu ve Mehmet Canımoğlu'na' dedim. 'Araban gitti' dediler. Karamürsel'de kuyumcusundan eczanesine herkes mağdur olmuş. Dolandırıcı olduklarını anladım. Ben tanıyordum ama akaryakıt istasyonu kapanınca 4-5 yıl görüşmemiştim. Benimle çalışırken öyle şeyleri yoktu, o zamanlar 20'li yaşlarındaydı."
"PARADAN SEBEP ADAM VURULMAZ"
Baba ve oğlu tarafından sürekli oyalandığını belirten İzzet Kalyon, "Neticede babasına bir daha gittim. 'Parayı alamadık. Senin paranı bir dahaki hafta vereceğim' dedi. 'Mehmet Bey, az çok sizin ne olduğunuzu öğrendim. Ben bu parayı 50 sene keserin ucunda çalışarak kazandım. Arabımın borcu dahi bitmedi. Benim arabamı lütfen hazırlayın' dedim. '15 gün sonra gel' dedi. 15 gün geçti, yine para gelmedi. 10 ay boyunca oyalandım. Halasına gittik, dayısına gittik, kayınpederine gittik. Kayınpederine de anlattım. Kayınpederi bir süre sonra, 'Bana mı güvendin de arabanı sattın?' dedi. Meğersem o da işin içindeymiş. Dolandırıcılık olayı medyaya yayılınca beni birçok kişi aradı. Onlar da benim gibi şikayetçi oldular. Paradan sebep adam vurulmaz" diye konuştu.
"PARANI MAHKEMEDEN ALIRSIN"
Konuşmasında olay gününü de detaylandıran 76 yaşındaki Kalyon, şu ifadeleri kullandı:
"Hastaneden geldim, camide namazımı kıldım ve eve çıktım. Saat 19.00 sıralarında garajımın önünde oturdum. Bilecik'te kardeşim vardı, yanına gidip 10-15 gün kalmak istedim. Biz oraya gittiğimizde mangal yakarız, biraderimle vakit geçiririz. Affedersiniz ama atış da yapıyoruz. Silahımı da hazırladım. Arabaya koydum. Hanımı alıp gidecektim ama beni sancı tuttu. Böbreklerimde taş da var. 'Hastaneye gidip acilde iğne yaptırayım ve öyle gidelim' dedim. Bunların evi de hastaneye 50 metre sayılır. Babasıyla beraberlerdi. Önce babasını fark ettim. 3-4 kişi vardı yanlarında, hurdacılar. 1 hafta önce mahkememiz vardı ve gelmemişlerdi. İnip 'Neden mahkemeye gelmediniz?' diye sormak istedim. Selamlaştık. İkisinin arasına girdim. Babası hurdacılara bir şeyler veriyordu. Direkt Aykut'un yanına gittim ve neden gelmediklerini sordum. 'Ben mecbur muyum mahkemeye gelmeye?' dedi. 'Mahkemeye gelmeye mecbur değilsin ama benim 1 milyon 500 bin liramı vermek zorundasın. Para pul oldu, niye vermiyorsun?' diye sordum. 'Mahkemeden alırsın' dedi. 'Arabayı mahkemeye mi verdim de parayı mahkemeden alacağım?' dedim. Babası ile aramızda 2-3 metre vardı. Babasına da döndüm. 'Mehmet Bey bu ne diyor?' dedim. 'Doğru diyor' dedi. 'Öyle demiyordunuz...Evinize geldim, 15 gün sonra, 10 gün sonra, bir hafta sonra vereceğinizi söylüyordunuz. Şimdi böyle mi oldu?' dedi. Omuzuma vurarak beni geriye çekti."
"HACI ADAMIM, BEN YALAN KONUŞMAM"
Kalyon, Mehmet Canımoğlu'nun hareketiyle yere düştüğünü söyleyerek, "Ayağa kalktım ve Aykut, 'Bu akşam akşam buraya bela aramaya geldi' dedi. 'Aykut, ne olacak bizim işimiz? 10 aydır bekliyorum, daha da bekleyecek miyim?' dedim. Yine aynı şeyleri söyledi, 'Sana borcum yok. Mahkemeden alacaksın' dedi. Döndüm ve arabaya gidecektim. Arkadan bana küfür etti, 'Bir daha buralara uğrama' dedi. Ben geriye döndüm, elini beline attı ve üzerime yürümeye başladı. Ben silahıma davrandım ve ateş ettim. Ruhsatlı silahı olduğunu biliyordum ve babasının da var, onu da biliyorum. Babası 'Ne yapıyorsun?' dedi ve bana doğru geldi. Elinde bir şey vardı, silah mıydı, telefon muydu bilmiyorum, yalan söylemeyeyim. Hacı adamım, 76 yaşındayım, ben yalan konuşmam. 'Bu herhalde beni vuracak' dedim. Bana yaklaşınca babasına da ateş ettim. Arabama bindim, kızımın yanına gittim. Polisler geldi ve rızamızla teslim oldum. Keşke bunlar olmasaydı" şeklinde konuştu.
Dolandırıldığı gerekçesiyle şikayetçi olduğu ve basına konuştuğu için Aykut Canımoğlu tarafından ölümle tehdit edildiğini de ileri süren Kalyon, "Bana 'Beni işimden, gücümden ettiniz. Beni dolandırıcı olarak medyaya verdiniz. Böyle devam ederseniz sizi öldüreceğim. Ben işimden gücümden oldum' demişti. Tüm herkes biliyor dolandırıcı olduklarını" dedi.
"ÖLDÜRÜLME KORKUSUYLA BU OLAYI YAPTIM"
Yaşananlardan dolayı pişman olduğunun altını çizen Kalyon, "Pişmanım...Bu iyi bir şey değil. Can almak iyi bir şey mi? Bu iş paradan sebep yapılan bir şey değil. Ben para için adam öldürmem. Beni hem tahrik ettiler hem üzerime geldiler. Öldürülme korkusuyla bu olayı yaptım. 'Hem malımı hem canımı alacaklar' dedim" ifadesini kullandı.
"TEDAVİME CEZAEVİNDE DEVAM EDİLEMİYOR"
Prostat kanseri olduğunu ve tutuklandıktan sonra hastalığının daha da tetiklendiğini vurgulayan Kalyon, "Prostat kanserine yakalandım. Allah devletimizden razı olsun. Işın tedavisi görüyorum. Bunun sonucunda ne olacağını bilemiyorum. İnşallah bir daha cezaevine almazlar. Tedaviye devam ediyoruz. Duruşmamız da devam edecek. Cezaevinden sürekli hastaneye gidip gelemiyorum. Tedavime cezaevinde devam edilemiyor, hastalığım epey ilerledi" dedi.
"BABAM 10 AY BOYUNCA ELİNDEN GELEN HER ŞEYİ YAPTI"
İzzet Kalyon'un oğlu Şenol Kalyon ise babasının 10 ay boyunca elinden gelen ne varsa yaptığını, parasını almak için defalarca Canımoğlu ailesine gittiğini ve hukuki yollardan da hakkını aramak için çaba sarf ettiğini söyledi. Kalyon, "Hepsine tek tek gittik, tüm akrabalarına. Konuyu hep anlattık. İlk başlarda 'Bu bizim borcumuz, tabii vereceğiz', 'Paraya sıkıştık', 'Yanlışlık oldu' gibi şeyler söylediler, dekontlar attılar. Defalarca bankalarla konuşuyorlarmış gibi ses kayıtları attılar. Bir sürü dekont gönderdiler. Mahkemeye bunları sunduk. Sürekli vereceklerini söylediler. Onlarda 'Nasıl olsa bir şey olmaz, ceza gelmez, gelirse de az olur' gibi bir özgüven vardı. Bize birçok ilçeden çok ulaşan oldu, her gelenin hikayesi aynıydı" diye konuştu.
"BABAM 10 BOYUNCA GECELERİ UYUYAMIYORDU, GİT GİDE ZAYIFLIYORDU"
Aylarca oyalanan ve parasını bir türlü geri alamayan babasının hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıkıma uğradığına dikkati çeken Kalyon, "Babam 10 ay boyunca geceleri uyumuyordu. Ne psikolojisi kalmıştı, hastalığının tedavisinin tetiklenmesine bu süreç sebep oldu zaten. Babam git gide zayıflıyordu. Babam espirili adamdır ama kendi içine kapandı, sesi çıkmıyordu. Araç kardeşimin üstüneydi. 'Oğlumun arabası benim yüzümden gitti', 'Kızıma altın borcum vardı, ödeyemedim' psikolojisi vardı. Sürekli içten içe kendini yedi bitirdi, eriyip gidiyordu. O parayı alabilmek için mücadele içindeydi. Babam kapılarına gidiyordu, polis çağırıp hakaret ediyorlardı, tahrik ediyorlardı. Biz hukuken de her yolu denedik. Bizden aldığı arabayı aynı gün gidip Yalova'ya satmış. Annesine göndermiş, birilerine göndermiş. Birçok kişiyi bu şekilde mağdur etmişler. Evlerindeki eşyalar bile kiralık görünüyormuş. Para geliyor ve aynı gün dağıtılıyor. Banka hesap hareketlerini de gördük. Buna nasıl dokunmuyorlar diye şaşırıyorduk. Birilerine para gönderiyor ve bizim adliyeye, savcılığa vs. gittiğimizi de öğreniyordu. Ben bunun derin bir yapı olduğunu düşünüyorum" dedi.
